Sevişme Teknikleri, Sevişme Videoları
Ben sevişme tekniklerini bilmiyorum diyenlere sevişmenin teknikleri uygulamalı olarak sunuyoruz..
Sevişme teknikleri ‘nin en öğreticileri sizin siteniz Pembeli.net ‘te sevişme sahneleri assağıda izleyebilirsiniz.Biz Türklerin en sevdigi sekiller assağıda videolu olarak verilmihstir..
Sevişme adına güzel teknikler, her ilişkinin hem sağlığı adına hemde ilişkiye giren kişilerin alacağı zevk adına önemli bir süreçtir. sevişme teknikleri olarak adlandırdığımız şeyler aslında bilindik metotları içermektedir.
Sevişme tekniği Adı Altında yapılacak işlemlerin en başında ön sevişme yatmaktadır. ön sevişme ile beraber kişilerin 2sininde zevk alacağı hassas noktalar iyi belirlenmelidir. kulak arkası, gıdık vs.. gibi. Eşiniz veya Sevgilinizle Bir birleşme aşamasına girmeden önce mutlaka ön sevişme tekniğini uygulamalısınız. Sizler için şimdi sevişme teknikleri adına eğitici ve öğretici videolar paylaşacağım
sevişme tekniklerine ait videolar açılmaz ise lütfen sayfayı yenileyin veya f5 tuşuna basınız.
Buda türk sevişme sahnesi ve tekniği
Bizim icin Öpüşme Teknikleri
Biz insanlar bazen bazı seylerden zevk almak icin ugrasırız.Birilişkide mesela insanlar sevdiklerini opmek ister ve bu öpüş tarzının iyi olmasını ve zevk vermesini ister.Öpüşmenin tekniklerini sizler icin yayımlıyoruz..Öpüşmeninde tekniğimi olur diyenler icin Aşgıdaki yazıları okunuz..
Öpüşme teknikleri, nasıl öpüşülür
1-Iyi öpüsebilmenin en önemli unsuru dudaklarinizi kullanabilmenizdir. Dudaklarinizin rahat ve yumusak olabilmesine özen gösterin. Uzun bir süre dudak dudaga temas çok etkili olacaktir.Dudaklarinizi partnerizin yanaklarinda ve boynunda dolastirmayi da ihmal etmeyin.
2-Nefesinizi kullanin.Boynunda ve kulaginda sizin hafifçe nefesinizi hissetmesi çok hosuna gidecektir
3-Dilinizi opüsmenin ilerleyen safhalarinda kullanmalisiniz.Ilk etapta partnerinizin dudaklarini yumusakça yalamaya baslayin. Partnerizi öpmeden dudaklarini nemlendirin. Öpüsmeye basladiginizda kendi dudaklarinizi da nemlendirmeyi unutmayin
4-Dilinizi partneriniz boynundan kulagina, geçtiginiz bölgeleri hafifçe yalayarak götürün. Kulak memesini de emebilirsiniz. Kulagini aginizla kapatip derin nefes alin.
5-Dilinizin ucunu partnerinizin kabul etmesini saglayin siz de onunkini. Bu oynasmadan sonra partnerinizin dilini hafifçe emmeye baslayin.Partnerinizin dudaklarini hafifçe emin ve yalayin.Çenesini hafifçe isirmaniz hosuna gidecektir
6-Partnerizin vücudundaki hassas bölgeleri ona sormadan bulmaya çalisin. Dudaklarinizla onun vücudunu kesfedin Genelde hassas olarak adlandirilan bölgeleri söyle siralayabiliriz;meme baslari,goguslerin arasi, kollarin alti, göbek çukuru.
1.kızın boynunu ıslattıktan sonra hafifce ufleyin (kudururlar
2.boyunave dudaklara abartmadan sert dil darbeleri ve dis gecirme olayına girin
3.her kızla aynı opusulmez kızın opusme stilini ogrenip olayı ona gore yonlendirin
4.eger kız cok guzel opusuosa baglantınızı kopartmayın.
kızları opmek o kadar zor bisi deildir bi kez ben trende yanıma oturmus olan ve tanımadıgım bi kızı yolculuk suresınde tavlayıp yalamıstım bile ve kız benim opustugum kızlar icinde en iyi opusen kızdı ve ben ancak 1 saat yaladım ve trenden indikten sonrada bi daa kızla gorusmedim ben bu salaklıgı yaptım siz yapmayın(bu arada tren olayı yalan veya abartı deil tam 4 yolculukta 3 kız bagladım ustuste 4duncudede baglıyodum kız telefon nomu istedi trenden bi indik bi golyat gelip kızı aldı erkek arkadasıymıs az daa kabagı yardırıyoduk eheehe)
Öpüşme şekilleri
Maceracı
Öpüşme tekniği:İstekleri bitmez ve oldukça sırnaşık bir şekilde öpüşür. Ayrıca öpüşme esnasında vücut temasına çok özen gösteren maceracı, bu davranışıyla öpüşmenin onun için cinsel ilişkiden önce gelen bir basamak olduğunu gösterir.
Vücut yapısı: Kaslı, geniş omuzlu, erkeksi, sportif
Özellikler: Bonkör, ama yine de belli bir amaç doğrultusunda!
Sonuç: İstediği herşeyi elde eder! Zaman o kadar önemli değildir!
Baştan çıkarıcı
Öpüşme tekniği: Severek ve yorulmak bilmeden öpüşür. Ayrıca sırnaşık ya da karşısından çok fazla istekte bulunan birisi değildir.
Vücut yapısı: Güçlüdür, ama yine da az kaslıdır. Her zaman bakımlıdır ve gözlerinde derin bir anlam gizlidir. Dolgun dudaklıdır.
Özellikler: Nazik ve baştan çıkartıcıdır. Kadınları parmağına dolayabilir..
Sonuç: Her zaman ne istediğini ve neyi nasıl elde edeceğini bilir.
İş kolik
Öpüşme tekniği: Onun için hiç şüphesiz en önemli unsur başarıdır! Öpüşmeyi sever, tabii çok uzun ve sık öpüşür. Ama dili gereğinden fazla hareketlidir! Öpüşürken karşı tarafı mıncıklamaktan hoşlanır. Ancak bir anda kalkıp işe gidebilecek bir kişiliği vardır.
Vücut yapısı: Zayıf, solgun, sportif, ince dudaklı ve uzun yüzlüdür.
Özellikler: Her zaman nesneldir. Oldukça başarılıdır. Beklentileri fazladır.
Sonuç: Her zaman kontrolü elinde tutmak isteyen ve zor aşık olan bir insan..
Evcil
Öpüşme tekniği: Dünyada öpüşmekten daha çok sevdiği birşey yoktur. Eğer dudakları dudaklarınızda değilse, o zaman mutlaka göğüslerinzi, boynunuzu ya da başka yerlerinizi öpüyordur.
Vücut yapısı: Güçlü, biraz kilolu, dolgun dudaklı, iri gözlü.
Özellikler: Saatlerce öpüşebilir.
Sonuç: Kesinlikle güvenilebilir bir insandır. Ama onunla birlikteyken süpriz beklememelisiniz.
Entellektüel
Öpüşme tekniği: Konuşmak mı öpüşmek mi? Entellektüel adamımız her ikisine de vakıftır.
Vücut yapısı: Yuvarlak yüzlüdur ve saçları genellikle arkaya doğru taranmıştır. Geniş omuzlu değildir, ama ellerini çok hızlı hareket ettirir. Ayrıca gözleri nemlidir.
Özellikler: Her konuda ve her yerde konuşur. Belki de bu kadar çok konuşmasının nedeni bilmediklerini saklamaktır.
Sonuç: Duygusallık ona göre değildir. O daha çok bilgisayar ve rakamlarla ilgilidir.
HayvanLar Ve İnsanların Cinsel İlişkileri
Hayvanlar ve insanlar’ın cinsel içgüdüleri aynı fakat insan ve hayvanın arasındaki var insan, insandır hayvan ise hayvan.İnsanlar hayvanlarla cinsel beraberlik yaşamak istiyor fakat günagını düşünen yok…
İnsanların hayvanlarla cinsel ilişkiye girmesi ve bu durumun doğuracağı sonuçlar. Hayvanlarla insanların sevişmesi;
Hayvanlarla cinsel ilişki ya da latince olarak zoofili çok eski çağlardan bu yana bilinen bir olaydır. Geçmişte bazen yasaklanmış bazen de baş tacı edilmiştir. Örneğin eski Mısır’da rahibelerin kutsal saydıkları köpeklerle ilişki kurması dini bir görev olarak değerlendirilirdi. Günümüzde din açısından ve kanunlara göre yasaklanmış bir eylemdir. Ülkemizde, özellikle kırsal kesimde, birçok genç erkeğin ilk cinsel ilişkisinin bir eşek ile olduğu gerçektir. Bir kadın ile cinsel ilişkinin çok güç olduğu köy ortamında genç erkekler yaygın bir şekilde bu ilişkiye girerler. Adeta geleneksel bir özellik taşıyan ve gençlik çağında geçici olarak görülebilen bu davranışlar gerçek anlamda bir cinsel davranış bozuklu Su olarak bile kabul edilmez. Ancak kişi karşı cins ile ilişki kurabileceği halde, eğer hayvanları tercih ediyorsa ortada bir cinsel davranış sorunu vardır denebilir.
Normal heteroseksüel ilişki kurmak yerine, eğer kişi zoofiliyi tercih ediyorsa, güçlü bir aşağılık duygusu ve kendine güvensizliğin varlığından söz edilebilir. Heteroseksüel ilişki ve karşı cinse karşı korku, kişinin kendine olan güvensizliğinden kaynaklanır. Bu nedenle çocuğa olumlu bir cinsel eğitim verirken, kendine güven duygularının da aşılanması gereklidir. Kendine güveni belirleyen en önemli etken anne-babanın çocuğuna gösterdiği sevgidir. Sevildiğine inanan ve güvenen bir insan kendine güvenir. Bu nedenle çocuğa sevgi açık ve belirgin bir şekilde gösterilmelidir. Eski kafalı bazı kişiler çocuklarını sevseler bile, sevdiklerini açık bir şekilde göstermezler. Hatta şımarmasın diye çocuğu ancak uyuduktan sonra öpenler bile vardır. Tabii ki bunlar çok yanlıştır. Kendine güvenmeyen her çocuk illa da ilerde zoofili’de ilgi duyacaktır üye bir kural yoktur. Ancak zoofıli’de en önemli etkenlerden biri kendine güvenmeme duygusudur.
Ne denir ki, kesinlikle tedavi…
Kendine güvenmiyen ve doğal cinsel ihtiyaçlarını hayvanlar üzerinden karşılayan kişilerin kesinlikle tedavi görmesi gerekmektedir. Malesef ki bunun dışında bir de fantazi olarak ki buna halk arasında bizler sapıklık ve hatta iğrenç ötesi midesizlik, acizlik dediğimiz kişiler vardır. Bu gibi kişilerin ise bir an önce tedavi altıona alınması gerekmektedir.
Cinsel Birleşme Yöntemleri Ve Pozisyonları
Cinsel Birleşme insanların sevdikleriyle yada karısıyla bir araya gelip kendi şehvet ve arzularını tatmin ettiği ve zevk aldığı canlılara özgü birşeydi..Cinsel birleşme yöntemleri ve pozisyonlarını acıklayalım..
Cinsel birlesme pozisyonlari, cinsellikle ilgili konularda en fazla ilgi çeken ama hakkinda en fazla yanlis bilgi olan konulardan biridir. Insanlik tarihinin çok eski devirlerinden beri, cinsel birlesmenin birçok pozisyonu tanimlanmis ve yaygin ilgi görmüstür. Hatta Hindu dininde cinsel birlesme kutsallastirilmis ve yüzlerce pozisyon ‘Kamasutra’ adli ask sanati kitabinda toplanmistir. Bu kitap ve daha sonraki dönemlerde düzenlenen birçok cinsel pozisyon kitabi, yüzyillardir yaygin okuyucu bulmaktadir. Insanlarin çesitli pozisyonlara duydugu merak, pornografinin de en önemli varlik nedenlerinden birini olusturur.
Buna ragmen büyük olasilikla dünyada en yaygin kullanilan, misyoner pozisyonu da denilen, kadinin altta, bacaklari açik yattigi, erkegin üstte ve hareketli oldugu, klasik birlesme pozisyonudur. Bu klasik pozisyona verilen ‘misyoner pozisyonu’ adi bile aslinda kapali bir cinsellik anlayisina gönderme yapmaktadir. Kadinin cinsellikle ilgilenmedigi, cinsel hazzinin önemsenmedigi, hatta pek de istenmedigi, cinsel birlesmeye etkin olarak katilmasinin gerekmedigi bir cinsellik anlayisi. Ayrica bu pozisyon erkegin cinsel birlesmeyi yönetmesi ve etkin hareketleri için kolaylik saglar. Üstelik döllenme için uygundur, yani cinselligi yalnizca üreme amaciyla hos gören bir bakis açisi için de biçilmis kaftandir.
Aradan geçen yüzyillar boyunca, cinsel fizyoloji bilgileri artmis, toplumlarin cinsellige bakis açilarinda yavas da olsa genisleme olmus, farkli cinsel yasam biçimleri görece yaygilasmistir. Ama tüm bu gelismeler klasik cinsel birlesme pozisyonunda büyük bir degisim yaratmamistir.
Erkegin üstte oldugu cinsel birlesme pozisyonu, elbette cinsel birlesme biçimlerinden biridir ama tek seçenek degildir. Kadin cinsel fizyolojisi konusunda son 30 yilda artan bilgilerimiz, bize erkegin üstte oldugu cinsel birlesmenin kadinin orgazmi açisindan en uygunsuz biçim oldugunu söylemektedir.
Kadin cinsel organlarinin yapisina ve cinsel islevlerine baktigimiz zaman, kadinin en duyarli bölgesinin klitoris oldugunu ve kadin orgazminin tetigini her zaman klitorisin çektigini görürüz. Tüm cinsel birlesme biçimlerinde, klitoris disarida, dogrudan uyaridan uzakta kalmaktadir.
Ancak kadinin cinsel deneyimi arttikça, cinsel birlesme sirasinda, klitorisinin cinsel esinin bedenine sürtünmesini saglamayi ögrenmesi mümkündür, bu birçok kadinin orgazmini çok kolaylastirmaktadir.
Cinsel birlesme pozisyonlari içinde, es zamanli klitoris sürtünmesini saglamaya en uygunsuz olani, erkegin üstte ve kadinin bedensel hareketlerinin en kisitli oldugu klasik pozisyondur. Ayni nedenle, kadin orgazmi açisindan en uygun pozisyon kadinin üstte ve hareketli oldugu durumdur.
Tabii ki bazi kadinlarin daha az dogrudan klitoris uyarisiyla ve daha kisa sürede orgazm olma yetisi gibi bir sanslari olabilir. Ama kadinlarin çogu için, cinsel birlesmenin yarattigi dolayli uyariyla orgazm olmak pek de mümkün degildir. Elbette üst pozisyonda olmak daha fazla bedensel hareket, yani sevismeye daha etkin bir katilim da gerektirir.
Yaygin cinsellik anlayisina uygun olarak, kadin, kendi cinsel hazzini ve orgazmini da erkekten beklediginde, ya da sevisme sirasinda pek bir fiziksel etkinlik göstermediginde, klitoris sürtünmesini de saglayamayacaktir. Bu durumda, orgazm sorununun ya da doyumsuz cinsel yasaminin sorumlusu da aslinda kendi cinsellik anlayisi olacaktir.
Her cinsel birlesme pozisyonunun kendisine özgü cinsel hazlari vardir. Birinde çok kolay saglanan bir haz, digerinde olmayabilir.
En sevdigimiz yemegi bile her gün yemedigimizi animsayarak, cinsel iliskilerimizi de çesitlendirmek, cinsel yasamimiza çok sey katabilir.
Cinsel Birleşme
Klasik Kadının Altta Olduğu Şekil:
Cinsel birleşme şekillerini öğrenmemiş ve ilk defa cinsel ilişkide bulunacak bir kadın, düşünmeden içten gelen bir davranışla sırt üstü yatacak ve kocasının üstüne çıkmasını bekleyecektir. Bu ilişki şekline normal ve erkek üstte adları da verilmektedir
Sadece insan denen yaratığın, cinsel temas sırasında değişik pozisyon uygulama yeteneği vardır. Eğer erkek ve kadın, sadece bir veya sınırlı sayıda pozisyon bilirlerse, cinsel hayatları zevksiz geçer. Değişik birleşme pozisyonları uzun evlilik hayatında bir zevk, bir değişiklik, canlandırıcı bir dinlenmedir.
Karşılıklı olarak birbirlerini cinsel bakımdan tatmin edemeyen kadın ve erkeğin evlilik hayatı hiçbir zaman için tam değildir.
Eşlerin şişmanlık veya hamilelik gibi sebepler yüzünden karı kocayı tatmin edici şekilde cinsel ilişkide bulunamamaları çok kere duyulmuştur.
Daha önce gerdek konusunda genişçe izah edildiği gibi ön sevişme ve aşk fısıltılarından sonra birleşmeye hazır hale gelinince yani cinsel organlardan birleşmeyi kolaylaştırıcı sıvılar geldikten sonra birleşilmelidir. Erkek, vücut ağırlığını dizleri ve dirsekleri ile korumalı ve tamamen kadının üstüne yüklenmemelidir.
Bu birleşme şekli çocuk isteyen çiftler için önemlidir. Bu şekilde erkeğin spermleri vajinanın, yani dölyolunun dibinde birikir. Kısırlık tedavisi gören çitler bu şekilde birleşmeli. Cinsel birleşmeden sonra kadın yataktan kalkmamalı ve hatta kalçasının altına bir yastık yerleştirerek kalçasının yükselmesi sağlamalıdır. Bu şekilde dölyolunun dibinde biriken spermlerin döl yatağına girmeleri kolaylaşır.
Kadının Erkek Üzerinde Olduğu Şekil:
Eğer erkek kadına göre çok kilolu ve iri ise, kadının üstte olması onlara daha rahat bir cinsel birleşme imkanı sağlar.
Her şeklin kendine göre bir avantajı vardır. Bu şeklin iki avantajı da şunlardır: Kadın penisin durumunu istediği gibi ayarlayabilir ve klitorisi ile daima temasta kalmasını sağlar. Bu şekil, erkeğin erken boşalmasını önleyen ve kadının daha çabuk orgazma ulaşmasını sağlayan şekildir.
Ayrıca bu şekilde kadın üzerinde kocanın ağırlığını hissetmediğinden hareketlerinde daha serbest olur, klitorisini istediği gibi oynatarak orgazma kolaylıkla ulaşır. Bu şekil kadının erkeğinden kilo ve boy bakımından çok fark olduğu durumlarda özellikle tavsiye edilebilir. İster erkek, ister kadın üstte olsun, bu şekildeki cinsel ilişkilerde, taraflardan hiç biri bütün vücut ağırlığını eşine hissettirmemelidir. Ağırlığını dirsek ve dizleri ile hafifletmelidir.
Yan Yana Şekiller:
Yüzyüze veya arkadan cinsel organa yan yana şekilde ilişkiler; eşlerin kilolu, göbekli veya kadının hamile olduğunda uygulanan şekillerdir.
Bu şekiller, daha çok, kadının erkeğin ağırlığını üzerinde hissetmek istemediği hamilelik devresinin başlangıç ve ota devrelerinde tavsiye edilir.
Bu şekillerde kadın ve erkek yüzlerini birbirlerine veya kadın sırtını dönük olarak ve yan yatarak aşk oyununa dalarlar.
Kadının arkasından cinsel organa girmek isteyen erkeğin cinsel organ bölgesinin tümü, kadının kalçaları ile uyarıldığından erkek için çok tatmin edicidir. Erkeğin penisinin kadının en duyarlı yerleri olan anüsle rahim arasında sürtünmesinden ve vaginaya girmesinden kadın da haz duyar fakat orgazm olmayabilir. Erkek kadının orgazm ihtiyacını unutmamalıdır.
Bu pozisyonda ve diğer tüm pozisyonlarda ancak vaginaya girilmelidir. Anüse (büyük abdest yerine) girmek haramdır ve tıbben de zararlıdır. Cinsel organdan olmak şartıyla tüm pozisyonlar mubahtır yani dînen sakıncası yoktur. Aynı sorunlar Hz. Peygamber devrinde de yaşanmış ve Hz. Peygambere sorulunca şu ayeti kerime (Bakara: 223) nazil olmuştur: “Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın.”
Vajina Ve Vajina Çeşitleri Vagina
Vajina,Vagina yı sizler için araştırdık ve bazı yazılar bulduk pek fazla bu alanda bilgimiz olmasada elimizde bulduğumuz kaynaklar sağlam kaynaklardır.
Vagina, barsak ya da hortum şeklinde olan ve kadının iç cinsel organlarını dıştakilere birleştiren uzunca bir kanaldır. Rahmin boyun parçasından vulvaya kadar uzanır. Vagina, aybaşı kanının geçtiği gibi, doğum sırasında çocuğun da geçtiği, çok genişleyebilen bir yoldur. Ama, asıl rolü, çiftleşme sırasında erkeklik organını içerisine almaktır.
Vagina dışta kızlık zarı, ya da bunun kalıntılarıyla sınırlanmıştır. Öteki uçtaysa, kendisini sanki bir tıpa gibi üsten tıkayan rahmin yuvarlak boynuyla sınırlanır. Rahim boynunun üzerinde bir çıkmaz yaparak devam eden üst kısmına vagina tavanı adı verilir.
Vagina mukoza ve kastan yapılı bir yol olup önden arkaya yassıdır. Boş olduğunda duvarlar birbirine bitişir. İç çeperleri düz olmayıp pürtüklüdür. Bu da vaginaya, erkeklik organını cinsel birleşme sırasında tutmayı ve uyarıcı oğuşturmalar yapma yeteneğini sağlar, Kadın yaşlandıkça pürtükler kaybolur ve vagina iç duvarları düzleşir.
Vaginanın yaşlılıkla bu şekilde bir gelişme göstermesi, onun cinsel açıdan değerini büyük ölçüde azaltmaktadır.
Vagina ile rahim arasında 90-110 derecelik bir açı vardır. Uzunluk rahmin durumuna göre değişiklik gösterir. Rahim aşağıda olduğunda kısalıp, yukarıdayken uzamakla birlikte, vaginanın ortalama uzunluğu 8 santim kadardır. Bununla birlikte, 15 santim uzunluğunda vaginalar olduğu gibi, tam tersine 4-5 santim uzunluğa ancak varabilen kısa vajinalar da vardır.
Kısa vaginalarda çiftleşme işleminin çok güç olacağı ortadadır. Bir de vaginanm dar olması söz konusudur. Sıklıkla kadınlar, vaginaları çok dar olduğundan kocalarıyla cinsel temasın güç ya da imkânsız olduğundan yakınırlar. Böyle durumlarda genellikle doğuştan var olan bir engel söz konusu değildir. Vajina kanalı, daha önce de belirttiğimiz gibi. pratik olarak çok genişleyebilir. Hatta alışılmamış boyutlarda bir erkeklik organını bile kolaylıkla içine alabilmektedir. Ama, vagina çeperinde yabancı cisimlerin yaptığı yaralar, kimyasal bir maddeyle meydana gelen yanıklar, güç bir doğum ya da vagina difterisi gibi geçirilmiş bazı hastalıkların kalıntıları yüzünden vagina çok daralmış olabilir. Yolun esnekliği en iyi şekilde doğum sırasında ortaya çıkar. Çünkü genellikle çocuğun başı vajinanın çeperini yırtmadan geçmektedir. Vaginanın genişlemeye en az elverişli olan bölümü, vulvaya açılan ağzıdır. Bu yüzden doğumda, baş çıktığı sırada burada yırtıklar olabilir.
Kadın cinsel organlarının birçoğunda olduğu gibi, vajina çeperi de, hepsi birden 4 ile 5 milimetreye ulaşan 3 tabakadan yapılmıştır; iç çeper dar bir kas lifleri ağıyla örtülüdür ve bol miktarda kanlanan ince bir mukoza katıdır. Bu kat cinsel temas sırasında şişer ve bir anlamda vajinanın sertleşmesini sağlar. Kanla dolu damarlar vajinayı daraltarak, çeperinin erkeklik organını sıkıştırmasına sebep olurlar. Bu şekilde, erkeklik organının duyarlı bölgeleriyle vagina çeperi arasında yakın bir ilişki kurulmuş olur. Vagina çeperini örten bir başka tabaka da, dayanıklı ve çok kıvrımlı bir mukozadan yapılıdır. Bu kıvrımlar aracılığıyla vagina bir akordeon gibi gerilebilmektedir. Ayrıca, gene bu zar içinde birtakım girinti ve çıkıntılar vardır. Bunlar, daha önce de belirttiğimiz gibi, cinsel temas sırasında, uyartının artmasına katkıda bulunurlar.
Vagina boşluğunun pembe, nemli ve sıcak olan çeperleri bir sıvı salgılamaktadır. Bu sıvı süte benzeyen ve yapışkan olmayan ya da biraz berrak bir nişasta zamkını andıran bir salgıdır. Ağızdan ve barsaktan salgılanan sıvılarda olduğu gibi bunda da belirli mikroplar bulunur. Bu mikroplardan bazıları laktik aside benzeyen bir asit meydana getirir. İşte bu nedenle, öteki cinsel salgılara karşılık, vajina salgısı, kimyasal yönden asit niteliğini taşımaktadır. Bu asit, hastalık yapıcı mikropların içeriye girmesini engellemek ve vaginayı onlardan korumak görevini yerine getirir. Kötü kokulu akıntılar, her zaman için vajina salgısının bozulmasının bir sonucudur. Yani hastalık yapan mikropların koruma araçlarını yendiğini bize gösterir.
Vajinanın ağız kısmının en az genişleyebilen yer olduğunu belirtmiştik. Burası zaten vajinanın öteki kısımlarından daha dar olarak yapılmıştır. Böylece, cinsel temas sırasında içeri sokulan sperma kolayca dışarı çıkamaz. Bu durum, döllenme olayında önemlidir. Oysa vagina yukarı doğru genişlemekte ve vagina tavanında en geniş çapına erişmektedir. Ejakülasyon sırasında sperma genellikle bu bölgeye yönelir. Bu yüzden buraya aynı zamanda tohum toplanma yeri adı da verilir.
Alt ucunda vaginanın daraldığını söylemiştik. Burada mukoza, açıklığı daraltan ve tıpkı lastik bir boru gibi erkeklik organmı kavrayan küçük kaslarla kuvvetlendirilmiştir. Bu da erkeğin cinsel temas sırasında tat alma duyumlarını arttırır. Buna kadının, gene cinsel birleşme sırasında istemli bir şekilde kaslarını sıktığını da eklemek gerekir. Bütün bunların, yani kasılma yeteneklerinin, çiftleşme tekniğinde büyük önemi vardır.
Gerdek Nedir?
Gerdek GecEsini Gerdek olayını bilmeyenler için bulduğumuz kaynaklar bildiğimiz bilgi birikimi kadar yorumladık..
Gerdek, Türkistan’da Farsça konuşan belki de Tarihlerden Türklere girmiş Farsça bir sözdür. Gerdek sözü daha çok Oğuzlar, Türkmenler ve Batı Türkleri tarafından kullanılmış ve geliştirilmiştir. Mütercim Âsim Efendi’ye göre gerdek sözünün üç manası vardır. Birincisi Türklerin oba dedikleri büyük çatırdır. ikincisi otağ dediğimiz padişahlara ait çadırdır. Üçüncüsü, hâcle manasına zifafhanedir. Türkler buna “gerdek evi” veya sadece gerdek derler. Farsça “Hacele” de gerdek yeri veya bir gerdekliktir. Gerdek, bir çeşit kutluluğu ve tabuluğu bulunan, tek bir oda ve çadırdır. Gerdeğe girmek de bu otağa girmektir. Hem gelin ve hem de güveyi için söz konusudur. Türkler buna, güveyiyi anmadan, yalnızca “gelin odası” da derler. Gelin odası, ipeklerle süslenmiş, süslü bir odadır. Kaşgarlı Mahmud bu odaya Türklerin “münderü” dediklerini söylüyor. Arapların “mizeffe” ve “menassa” dedikleri gerdek evleri, süslü odalardı. XI. yüzyıl Türklerinde de gelin odası, ipekten veya kumaştan tüllerle kaplanır ve süslenirdi. Hatta Kaşgarlı Mahmud, “gelin odasının tülleri (rüzgarla) yelpidi” diye bir örnek de veriyordu. . Tülvir veya Tülfir adı verilen bu Türk tüllerini, nedense Brockkelmann indeksine almamıştır. Anadolu’da da gerdeğe girmek için “odalanmak” diye güzel bir deyim kullanılır. Orta Asya’ya yani Tİ-murlu ve Çağatay kültür çevrelerine doğru gidildikçe de, gerdek sözü kaybolur ve gerdek yerine “otağ” deyimi kullanılmaya başlanır. Radlof’a göre gerdek çadırı, önceden yeni olarak yaptırılır ve dikilirdi. Buna “ak otağ” derlerdi. Ak otağın ilk misafiri de, yeni gelin olacaktı. Bunun da ayrı ve güzel bir manası vardır. Dede Korkut’ta oğlu olanlar ak otağa, kızı olanlar ise kırmızı veya kızıl otağa oturtulmuşlardı. Bundan da anlaşılıyor ki, ak otağhlar oğlan eviydi. Gelinler ise ergencelik olarak, kırmızı kaftan giyiniyorlardı. Onların otağlarının sembolü de kırmızı olmalıydı. Zemahse-rî Harezmşahlar çağındaki Türklerin gelin odasına “terek veya tirig ev” dediklerini yazıyordu. Moğaüarda gelin evi anlayışının daha geç çağlarda yerleştiği, bu kaynaklardan anlaşılıyordu.
Kuzeydeki Turah Türk boyunun destanlarında yiğidin “nikâhtan sonra otağa (yani gelin odasına) girip, yedi gün yattıktan sonra savaş için izin” istediğinden söz açılıyordu. Türk destanlarının “gerdekte yedi gün murad alma”* teması üzerinde durulması gereken bir motifidir. Daha kuzeydeki Om Türk destanlarında ise, “atı uçabilen bir yiğidi, Gün Han’ın kızı beğeniyor, hemen orada bir cibinlik (abındık) kurup, gerdeğe giriyorlar.” Tabiî olarak bu destan Göklerle ilgili ve tam bir mitolojidir. Cibinlik, perde demektir.
Göklerdeki gerdeği gelmişken,biraz daha eskilere gidelim, kız kaçırma çağlarına! Kız anası ile babasından haberli olarak, gence bir mendil verir ve böylece evlenmeye rıza gösterirdi. Bundan sonra oğlan geleneğe uyarak, kızı kaçırırdı. Cermenlerde de bu haberli kız kaçırma vardır. Altay Türklerinde böylece kız kaçırıldıktan sonra oğlanın yurdunda bir “otağ” yani gerdek evi yapılırdı. Kapısı olmayan bu otağda, gelin ile güveyi, üç. gün kalırlardı. Onlara ateş ve kibrit verilmediğinden, ateşlerim de çakmak taşı ile kendileri yakmak zorundaydılar. Büyük devlet hayatı yaşamamış bu Türkler, böylece binlerce yıl önceki Türk geleneğini devam ettiriyorlardı. M.Ö. 200 yılında, yani Mete çağında bile dür. nürlü, aracılı, düğünlü evlenmeler yapıldığına göre, bunun Mete’den ne kadar daha çok öncelerinden geldiğini düşünebiliriz., Anadolu’da gerdek gecesi için “kapama” denmesi de bize, ister istemez bu çok eski günleri hatırlatıyor. Uygur yazısıyla yazılmış Oğuz destanında “Oğuz Kağan gökten bir ışık içinde düşen bir kız gördü, onu sevdi, aldı; onunla yattı, muradım (tilegüsin) aldı, kız hâmile (töl boğaz) oldu”. Böylece Oğuz Han’ın, Ay Han, Gün Han ve Yıldız Han adlı oğulları,bu hatundan oldu. Türkistan’da da gerdeğe giren çiftler, üç gün anne ve babalarına görünmüyorlardı.
“Gelin evi” veya gerdek çadırının Türklerde kutlu olduğunu, yukarıda söylemiştik. Dede Korkut kitabında şöyle deniyordu: “Oğuz zamanında bir yiğit ki evlense, ok atar idi Oku ne yerde düşse, anda gerdek diker idi. Beyrek Han dâhi okun attı, dibine gerdiğin dikti. Adaklusından bir kırmızı kaftan geldi: Beyrek giydi.” Görülüyor ki gerdek yeri eski ve kutlu bir gelenekle okla tayin ediliyordu. Nişanlısından gelen gerdeldik kaftanda kırmızıdır. Beyrek Han bu kaftanı kendisinden sonra evlenmeleri için kırk yiğidine ve sonra da bir dervişe vermek isteyecektir. Kerkük’te de gelinler, hamamın üçüncü günü gelinlik elbisesini, fakir bir kaza veriyorlar ve ondan sonra da artık çeyizlerinden giyinmeye başlıyorlardı. Yine Dede Korkut’ta görklü ve kutlu gerdek için, “ev yanında diMlse gerdek görklü, uzunca tenefi (yani ipleri) görklü” deniyordu. Bundan da anlaşılıyor ki, gerdek evi, obanın içinde oluyordu. Yine Dede Korkut’taki “ala kızıl gerdek” deyimi ise, gerdek evinin haşmetini gösteren bir söz olmalıydı. Bazen de gerdek otağına, “ap alaca gerdek” deniyordu. Yine “Oğulı ulu gerdeğe geçürem” derken de, gerdeği ulu ve kutlu sayıyorlardı. Anlaşıldığına göre gerdek odası, kuru bir oda değildi. Dede Korkut’ta “gerdeği içinde yeyüp içüp, bihaber oturur idi” dendiğine göre, gelin ile güveyi gerdekte yeyip içip, konuşarak birbirlerine yakınlaşma imkânını buluyorlardı. Gerdek, bir dilek ve murat yeri idi Oğuz Kağan nasıl dilediğini, yani (tilegüsin) gerdekte aldı ise “Kanturah da gerdeğine girip, muradına maksuduna erişmişti”. Ancak bu dilek ve murat, onlara Tanrı tarafından yazılmış ve nasib edilmiştir. Ancak yiğidin görülecek bir işî, alınacak bir öcü varsa, gerdekte kılıcını karısı ile kendisi arasına koyuyor ve böylece zifafı geciktiriyorlardı.
“Gelin odası”nın başta gelen sembolleri ise yastık ile yorgandı. Yastık, evlilikten daha Önde geliyordu. Bunun için Dede Korkut’ta Banı Çiçek kocası için “gönül ile sevdügüm, bir yasdukta baş koyduğum, yolunda öldüğüm, kurban olduğum” diye ağlıyordu. Küfürlerini de yastık üzerine yapıyorlar ve “yarım kerpüç yasduklu, yonma ağaç tanrılı” diye gâvuru küçümsüyorlardı. Türk mitolojisinde güçlü ve büyük hatunlar, gerdekte erkeğin üstünlüğüne dayanamazlardı. Kanıkey Hatun, Manas Hanı gerdek odasında vurup, ölesiye yaralamıştı. Bu duyguyu Mete ile Oğuz Han’ın babalarını öldürmeleri psikolojisi ile karşılaştırmamız gerekir.
Hayvanlar Ve İnsanların Cinsel iLişkileri
İnsanların uzun caglardan beri Hayvanlara, Hayvanlarında insanlara bazı cinsel yaklaşımlarda bulundugu hem gözle görülmüş hemde bilimce kanıtlanmış şeylerdir..Bu yapılna ilişkilerin yada yapmaya çalışılılan bu edepsizliğin ALLAH Tarafındanda yasaklandığı ve insanlar tarafından kınandığıda çok defa görülmüş şeylerdir..
Çoğu halkların mitolojilerinde çok güzel kadınlarla onları baştan çıkarabilmek için hayvan kılığına girmiş erkek tanrıların cinsel birleşmelerini konu alan öykülere rastlanır, örneğin, Yunan mitolojisinde, tanrı Zeus Leda’yla birleş mek için kuğu kılığına, Europa’yla birleşmek için de boğa kılığına girer. “Güzel kadın ve hayvan” ilişkisine çoğu ülkelerin edebiyatında rastlanır. Eskiçağ bize bu tür örneklerle dolu bir edebiyat ve re sim sanatı bırakmıştır. Çok az rastlanmakla birlikte hayvanlarla cinsel birleşme denemesinde bulunan kadınların varlığı gerçektir.Kinsey’in incelemeleri insan hayvan ilişkileri konusunda yüzde sekizlik bir oran ortaya koyar; bu oran kırsal bölgelerde biraz daha yüksektir.
Çok eski çağlardan beri yasalar, hayvanlarla cinsel ilişkiyi yasaklamıştır, örneğin, Hitit yasalarına göre “bir erkek bir inekle cinsel ilişkide bulunursa ölüm cezasına çarptırılırdı.” Ama bir boğa bir in sana tecavüz ederse, insan değil, boğa öldürülürdü. Yine Hitit yasalarına göre “bir erkek bir katırla ya da bir beygirle cinsel ilişkide bulunursa bu erkek öldürülmez, fakat krala yaklaştırılmayacağı gibi, rahip de olamazdı,” Erkek hayvanların başka türlerden dişilerle çiftleşmesine oldukça sık rastlanır. Gerçekten de, anatomik bakımdan bir engel olmadıkça ayrı türden hayvanların çiftleşmesinin bir sakıncası yoktur. Ama bu birleşme bir gebelikle sonuçlan maz. Kuşlarda ve iri memelilerde bu tür birleşmelere çok rastlanır. Bu tür çiftleşmelerin bilimsel olarak gözlenmesi oldukça yenidir. Yakın bir geçmişe kadar ayrı türden hayvanların çiftleşmeleri olanaksız olarak değerlendiriliyordu.
İnsanda, durum farklıdır. İnsanın hayvanlarla cinsel birleşmede bulunması anatomik olarak yani vücut yapısı bakımından zordur. Çünkü insanın vücut yapısı hiçbir hayvanınkiyle karşılaştırılamaz. Ayrıca insandaki psikolojik koşullanma da bu tür birleşmeler için önemli bir engel meydana getirir. Daha önce de söylendiği gibi, hayvanlarla kurulan ilişkilere daha çok kırsal bölgelerde rastlanır ve ergenlik çağına varan erkekler tarafından uygulanır. Bu birleşmeler yaş ilerledikçe azalır; çünkü artık kişiye heteroseksüel etkinlik egemen olmuştur. Hayvanlarla çiftleşmeye, hayvanlar arasındaki bir birleşmenin yol açabileceği bir heyecanlanma neden olabileceği gibi, bu tür davranışta bulunan arkadaşları taklit etmek arzusu da böyle bir birleşmenin kaynağı olabilir.
İlişki kurmak için seçilen hayvanlar genellikle kedi ya da köpek gibi ev hayvanlarıdır. Ama düveler, dişi koyunlar, keçiler ve dişi eşekler de bu tür ilişkiler için yararlanılan hayvanlar arasında yer alır. Dişi koyunlarla yapılan birleşme uzun süre kırlarda yaşayan ve bu nedenle kadınlarla az ilişkide bulunan çobanlar arasında yaygındır. Erkek hayvanlar bu tür deneylere çoğunlukla sert tepki gösterirler. Bu ilişki zaman içinde uzarsa, çocukla hayvan arasında duygusal bir bağın doğması mümkün olabilir.Cinsel yaşam insanoğlunun en önemli sorunlarından biridir. Cinsel yaşamın gelişmesi çağlara bağlı olarak değişiklikler gösterir.
Cinsellik Nedir?
Cinselliği En in detayına kadar Sizin icin arastırıyoruz…

Beden ve ruh sağlığımızın en temel olgusu cinsellik; Türkiye’de gerek toplumsal gerekse dini açıdan tabu olarak kabul edildiği için, çözümlenmesi zor toplumsal sorunlara neden olabilen çok hassas bir dürtüdür. Bu dürtü ikincil öneme sahip bir dürtüdür, amacı neslin devamını sağlamaktır. Ayrıca zevk verdiği için, iletişim, paylaşım olduğu için ve yapılması gerekli olduğuna inandığımız bir şey olduğu için cinsellik yaşanır. Cinsellik; çoğu zaman yasaklanır, kontrol edilmeye çalışılır, dogmalar ve katı bir kurallar yığınının içine hapsedilir, kimi zaman ise alaya alınır, ısrar edilir, teşvik edilir, hatta paranoyak ve düşmanca bir tavırla yaklaşılır. Anlayacağınız içi boşaltılmış ve çelişkilerle doldurulup ağırlaştırılmıştır. Cinsellik; günahkarlık, bedel ödeme, korku, endişe, güvensizlik, kaygı, önyargı ve bilgisizlikle kuşatılmıştır. Dayanılması zordur. Ancak doğal olarak insanoğlu sapına kadar cinseldir. Yaşamı renklendiren, daha keyifli ve eğlenceli hale getiren cinsellik hayatımızın çok önemli yaşamsal, sağlıklı ve ayrılmaz bir parçasıdır. Çünkü cinselliğin toplumsal, ahlaki, bedensel, duygusal ve dini boyutları vardır. Ayrıca kişiler cinselliği tüm hayatları boyunca sürdürürler. Beden ve ruh olarak genel iyilik halimizin vazgeçilmez bir parçası olan cinsel duygular, fanteziler ve arzular; doğaldır ve bütün yaşamımız boyunca da var olacaktır. Cinsellik, ilk önce kendini ve partnerini iyi tanımakla başlar. Kendisi hakkında olumsuz düşüncelere sahip olmayan ve kendisini seven, sayan ve güvenen bir insan partnerine de bu olumlu duygularını yansıtabilir. Bu nedenle karşılıklı güven, dürüstlük, açıklık, sevgi ve saygı çerçevesinde yaşanılması gereken ve mutluluk veren cinsellikte önemli noktalardan biri de, kişilerin birbirlerine karşı iradeli ve sorumlu davranmaları, herkesin birbirinin mahremiyetine saygı göstermesidir.

Çünkü cinsellik asla sömürücü ve zorlayıcı olmamalıdır, tüm cinsel davranışların bir sonucu vardır ve kişiler bu sonuçlara razı, bedensel, toplumdaki konum ve duygusal açıdan hazır olduklarında cinsellik yaşanmalıdır. Aksi durumlarda kişiler ve partnerleri zarar görebilirler. Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam başıboş ve kuralsız değildir. Kendi haline bırakılsa, doğal bir şekilde yaşanan cinsellik; ruhsal ve bedensel bir rahatlama sağlayarak, dünyayla aramızdaki bağı pekiştirir. Bu bağ kişiden kişiye değişiklik gösterdiğinden, cinselliğin tanımı ve anlamı da değişkendir. Kısaca cinsellik; kadın ya da erkek olmak, üremek yani hayatın ve de neslin devamını sağlamak için var olan bir dürtü ve daha çok beden teması sonucu hissedilen bir mutluluk hissi ve haz duymaktır. “Neden cinsellik hayatımızın en önemli parçasıdır?” sorusunun yanıtı da cinselliğin tanımında yatmaktadır. Çünkü insanoğlu cinselliği üremek için, zevk duyduğu için, iletişim, paylaşım olduğu için ve yapılması gerekli olduğuna inandığımız bir eylem olduğu için yaşar ve yaşatır. Yıllardır bize ne kadar çok sıklıkta yapılırsa o kadar iyi olduğu öğretildi veya öğrenildi. Ama buna rağmen büyükler genellikle çocuklarına cinsel yaşam hakkında bilgi vermekten kaçınırlar. Bugün, istenmeyen gebeliklerden korunmak kalabalık dünya nüfusunun en başta gelen sorunlarından biridir. Bu nedenle insanlar, üreme yaşına gelmeden önce cinsellik bilgilerini tamamlamalı ve kendi kontrollerinde mutlu bir yaşam sürmelidirler. Çünkü doğurganlık cinselliğin bir parçasıdır. Kromozomlar, cinsel salgı bezleri, hormonsal içerik, dış ve iç cinsel organlar ve ikincil cinsiyet özellikleri kişinin cinselliğinin biyolojik özelliklerini yansıtır ve “cinsel kimlik” oluşmasına katkıda bulunur. Cinsel kimlik kişinin kendi kadınlığı ya da erkekliği hakkındaki duyumsamasıdır ve sosyal bir olgudur. Çünkü 2-3 yaşlarından itibaren herkesin kendi hakkında “kadınım” yada “erkeğim” şeklinde sağlam bir kanaati vardır. Cinsel kimliğin kazanılmasında kişinin hayatında belirgin rolü olan anne, baba gibi kişilerin ve yaşanan sosyal çevrenin etkisi büyük önem taşır. “Toplumsal cinsiyet” kişilerin toplumda kendilerini erkek veya kadın konumunda göstermek için yaptığı ve söylediği şeylerin tümü olarak tanımlanır. Cinsiyet rolü ve toplumda cinslere atfedilen roller toplumsal cinsiyet kavramının bir parçasıdır. Çiftlerin hoş duygular içinde birbirlerine yakın olmak, sarılmak, öpüşmek, masaj yapmak, birlikte banyo yapmak, sohbet etmek, dokunmak, birlikte mastürbasyon yapmak yada cinsel birleşme yollarıyla birlikte haz duyarak cinselliklerini paylaşmak istemeleri olarak adlandıracağımız “cinsel yakınlık” ise, cinselliğin karşı cins, aynı cins yada her iki cinsle yakın beden teması olarak cinsel haz duyacak şekilde yaşanmasıdır. Cinselliğin anlamını keşfetmek için; cinsel yaşamınızı dönüştürme gücünüzün farkına varmanız, cinselliği nasıl kullanılacağınızı öğrenmeniz, yaratıcılığınızı ortaya çıkarmanız ve cinsellik hakkında sahip olduğunuz düşünce biçiminde devrim yaratmaya hazır olmanız gerekir. Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için; öncelikle cinsellik hakkındaki önyargı ve mitlerden kurtulmak, kendimizi ve partnerimizi iyi tanımak ve doğru bilginin sahibi olmak gerekmektedir. Aşk, mahremiyet ve cinsellik işte bu bilgi gerekliliğinden dolayı ayrılmaz bir üçlüdür. Cinsel bilgilenme; kişisel isteklerinizi ve ihtiyaçlarınızı doğru tanımlayıp gerçek cinsel kimliğimizi ortaya koymanıza ve korkularınızı keşfedip onlarla yüzleşerek bunu bir sorun olmaktan çıkarmanıza yardımcı olacaktır. Cinsellik bazen kişinin hayatındaki temel güçlerden biri haline gelebilir. Cinsellik; fizyolojik ve psikolojik süreçleri olan, yaygın ve önemli bir güçtür. Çok sayıda değişkeni olan aktif, dinamik ve organik bir süreçtir. Cinsellik bir olma sürecidir. CİSED (Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği) olarak cinselliğin cinsiyeti, cinsel organları, bedeni, özdeki görüşü, seçim ve tercihleri, nasıl tanımladığımızı, hissettiğimizi ve düşündüğümüzü içerdiğini düşünüyoruz.


